Bizimle İletişime Geçin +90 552 402 13 28

Blog

SÜRESİZ NAFAKA İLE İLGİLİ YASAL DÜZENLEME

Süresiz nafaka ile ilgili yasal düzenleme geliyor.

 

Yeni nafaka düzenlemesinin öne çıkan maddeleri:

 

-Evlilik 6 ay veya 1 yıl sürse dahi en az 5 yıl nafaka ödenecek.

 

-Nafaka süresi, evlilik süresinin yarısı esas alınarak belirlenecek.

 

-Çalışamayacak durumda veya ileri yaştaki kadınlar için daha uzun süreli nafaka kararı verilebilecek.

 

-İleri yaştaki kadınlar, nafaka bittikten sonra 1 yıl içinde başvurmazsa ek süre talep edemeyecek.

 

-Aylık bağlanan nafakanın daha sonra toplu ödenmesine karar verilebilecek.

 

-Kesinleşmiş boşanmalardaki nafakalar hemen kesinleşmeyecek, 1 yıl daha ödenecek.

 

-Boşanma davasının ardından nafaka, velayet ve mal paylaşımı ayrı davalarda görülebilecek.

 

-Mal paylaşımından doğan davalarda zamanaşımı 10 yıldan 5 yıla düşürülecek.

 

Düzenleme Taslakta öngörülen

Kısa evlilik 6 ay–1 yıl gibi çok kısa evliliklerde dahi en az 5 yıl

Uzun evlilik Nafaka süresinde evlilik süresinin belirli oranının, özellikle yarısının, esas alınması

Yaş/çalışma gücü Çalışamayacak durumda veya ileri yaştaki nafaka alacaklısı için uzatma imkânı

Toplu ödeme İrat şeklindeki nafakanın bazı durumlarda toplu ödenebilmesi

Boşanma sonrası davalar Nafaka, velayet ve mal paylaşımının ayrı süreçlerde görülmesine ilişkin model

Mal rejimi zamanaşımı 10 yıldan 5 yıla indirilmesi yönündeki çalışma

 

7 Eylül 2026 itibarıyla benim gördüğüm güncel tablo şu: AYM, TMK m.175'teki “süresiz olarak” ibaresini iptal etmiş durumda; ancak yeni nafaka sistemini getiren kesinleşmiş bir kanun henüz yok. AYM kararında da iptal hükmünün yürürlüğü ertelenmiş durumda. Ayrıca kamuoyunda “yeni nafaka düzenlemesi” diye dolaşan maddelerin henüz TBMM'ye sunulmuş kesin bir teklif metni olmadığı yönünde güncel değerlendirmeler mevcut.

 

1. Öncelikle AYM kararının etkisi nedir?

 

AYM'nin önündeki mesele, TMK 175'in tamamının iptali değil, “süresiz olarak” ibaresinin Anayasa'ya aykırılığıydı. Başvuru da Antalya 12. Aile Mahkemesi'nden gelmişti.

 

Bu nedenle:

 

“AYM süresiz nafakayı bugün itibarıyla kaldırdı, artık kimse süresiz nafaka alamaz.”

 

demek hukuken doğru değil.

 

İptal kararının yürürlüğe girmesi ertelendiği için, yeni kanun yapılıncaya kadar mevcut sistem uygulanmaya devam ediyor.

 

2. En kritik mesele: Devam eden boşanma davaları

 

Bence uygulamada en çok tartışma yaratacak alan burası.

 

Örneğin:

 

A. 2025'te boşanma davası açılmış, dava 2026'da devam ediyor.

 

Yeni kanun yürürlüğe girdiğinde dava henüz kesinleşmemişse, kural olarak mahkemenin yeni düzenlemeyi dikkate alması beklenir.

 

Ancak burada kanunun geçiş maddesi belirleyici olacaktır.

 

Örneğin kanun:

 

“Bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten sonra açılan davalarda uygulanır.”

 

derse başka,

 

“Yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.”

 

derse başka sonuç çıkar.

 

Bu nedenle “dava eski tarihte açıldı, kesinlikle eski sistem uygulanır” şeklinde kesin bir sonuç şu anda verilemez.

 

3. Kesinleşmiş boşanmalardaki süresiz nafakalar

 

Burası daha da önemli.

 

Diyelim ki:

 

2018'de boşanma kesinleşti,

kadın lehine süresiz yoksulluk nafakasına hükmedildi,

erkek 2026'da hâlâ ödüyor.

 

Yeni kanun çıktığında bunun kendiliğinden ortadan kalkması, sırf yeni kanun çıktı diye nafakanın otomatik olarak kesilmesi anlamına gelmez.

 

Çünkü ortada kesinleşmiş bir mahkeme kararı var.

 

Anayasa'nın 138. maddesi ve kesin hüküm ilkesi bakımından, yeni düzenlemenin geçmişte kesinleşmiş kararları nasıl etkileyeceği açıkça düzenlenmek zorunda.

 

Dolayısıyla burada mutlaka bir geçiş hükmü gerekir.

 

4. “Kesinleşmiş nafakalar 1 yıl daha ödenecek” iddiası

 

Senin ilk mesajındaki:

 

“Kesinleşmiş boşanmalardaki nafakalar hemen kesinleşmeyecek, 1 yıl daha ödenecek.”

 

ifadesini ben şu aşamada kanun hükmü olarak kabul etmem.

 

Çünkü henüz kesinleşmiş bir kanun metni yok.

 

Fakat böyle bir geçiş modelinin getirilmesi hukuken mümkün.

 

Örneğin kanun şöyle bir sistem kurabilir:

 

Eski karar → 1 yıl geçiş → yeni sistem

 

Bu durumda 2018'de verilmiş süresiz nafaka kararı dahi belirli bir geçiş süresinden sonra sona erebilir veya yeniden değerlendirmeye tabi olabilir.

 

Ama bunun gerçekleşmesi için kanunun açıkça bunu düzenlemesi gerekir.

 

5. “Kazanılmış hak” meselesi

 

Burada çok önemli bir ayrım var.

 

Süresiz nafaka alan kişinin:

 

“Benim kazanılmış hakkım var, yeni kanun beni etkileyemez.”

 

demesi otomatik olarak kabul edilecek bir argüman değildir.

 

Çünkü yoksulluk nafakası:

 

kişiye bir defada verilmiş malvarlığı,

kesin ve değişmez bir alacak,

miras hakkı

 

gibi klasik anlamda bir kazanılmış hak değildir.

 

Nafakanın devamı zaten belirli koşullara bağlıdır.

 

Örneğin mevcut hukukta nafaka;

 

alacaklının evlenmesi,

ölüm,

fiilen evliymiş gibi yaşama,

yoksulluğun ortadan kalkması,

haysiyetsiz hayat sürme

 

gibi nedenlerle sona erebilir. Ayrıca ekonomik durum değişikliklerinde artırma/azaltma da mümkündür.

 

Dolayısıyla nafaka statik bir hak değildir.

 

Bu nedenle yasama organının ileriye dönük olarak nafakanın süresini yeniden düzenlemesi teorik olarak mümkün.

 

6. Ancak geçmişte ödenmiş nafakalar geri istenemez

 

Bunu özellikle ayırmak gerekir.

 

Örneğin:

 

2015–2026 arasında 11 yıl nafaka ödenmiş olsun.

 

Yeni kanun çıktı diye:

 

“Artık süresiz nafaka yokmuş, 11 yıldır ödediğim nafakaları geri istiyorum.”

 

denilemez.

 

Çünkü geçmişte yürürlükteki hukuk ve kesinleşmiş karar uyarınca ödenmiş nafakaların geri alınması farklı ve çok daha ciddi bir geriye yürüme problemi yaratır.

 

Yeni düzenleme esas olarak gelecekteki ödemeleri etkileyebilir.

 

7. En tartışmalı düzenleme: “Evliliğin yarısı kadar nafaka”

 

Senin aktardığın:

 

“Nafaka süresi, evlilik süresinin yarısı esas alınarak belirlenecek.”

 

şeklindeki formül henüz kesin kanun metni değil.

 

Ama gerçekten böyle bir sistem gelirse hâkim açısından çok önemli bir değişiklik olur.

 

Örneğin:

 

Evlilik %50 hesabı

2 yıl 1 yıl

4 yıl 2 yıl

6 yıl 3 yıl

10 yıl 5 yıl

20 yıl 10 yıl

 

Ancak senin aktardığın “en az 5 yıl” kuralı bunun önüne geçerse:

 

2 yıllık evlilik → 5 yıl

 

şeklinde sonuç ortaya çıkabilir.

 

Bu nedenle sistem muhtemelen yalnızca “evliliğin yarısı” şeklinde olmayacak; alt sınır + üst sınır + hâkimin takdir kriterleri şeklinde kurulabilir.

 

Nitekim Adalet Bakanlığı tarafından daha önce yapılan açıklamalarda da alt ve üst sınır oluşturulması ve hâkimin belirli kriterlere göre süre belirlemesi fikri dile getirilmişti.

 

8. İleri yaştaki veya çalışamayacak durumdaki kadınlar

 

Buradaki yaklaşım bence yeni sistemin en önemli istisnası olacak.

 

Çünkü salt:

 

“Evlilik 10 yıl sürdü → 5 yıl nafaka.”

 

şeklinde mekanik bir sistem kurulursa ciddi sosyal adalet problemleri ortaya çıkabilir.

 

Örneğin:

 

35 yıllık evlilik + 68 yaşında + hiç çalışmamış + kendi geliri yok.

 

Bu kişinin:

 

“5 yıl doldu, nafaka bitti.”

 

denilerek tamamen sistem dışına bırakılması Anayasa'nın sosyal devlet ve ölçülülük ilkeleri açısından ciddi tartışma yaratabilir.

 

Bu nedenle uzatma mekanizmasının bulunması son derece önemli.

 

9. Burada “kadın” yerine “nafaka alacaklısı eş” kavramı hukuken daha doğru

 

Bir noktaya da dikkat etmek gerekir.

 

TMK 175'in mevcut sistemi teknik olarak kadın lehine düzenlenmiş bir nafaka değildir.

 

Şartları taşıyan kadın veya erkek yoksulluk nafakası isteyebilir.

 

Dolayısıyla yeni kanun da:

 

“ileri yaştaki kadın”

 

şeklinde değil,

 

“çalışamayacak durumda bulunan veya ileri yaş nedeniyle kendi geçimini sağlayamayacak nafaka alacaklısı”

 

şeklinde kurulursa cinsiyet eşitliği bakımından daha sağlam olur.

 

10. Nafakanın toplu ödenmesi

 

Bu düzenleme gelirse uygulamada oldukça önemli olabilir.

 

Örneğin mahkeme:

 

Aylık 15.000 TL × 5 yıl = 900.000 TL

 

hesaplayıp, şartları varsa bunu belirli şekilde toplu ödeme şeklinde kararlaştırabilir.

 

Fakat burada paranın bugünkü değeri, faiz/iskonto, ödeme gücü ve nafakanın ileride sona erme ihtimalleri gibi teknik sorunlar çıkacaktır.

 

Bu nedenle kanun metninin bu konuyu ayrıntılı düzenlemesi gerekir.

 

11. Nafaka, velayet ve mal paylaşımının ayrılması

 

Bu düzenleme bence uygulamada en büyük değişikliklerden biri olabilir.

 

Şu anda boşanma davasında:

 

boşanma,

velayet,

iştirak nafakası,

yoksulluk nafakası,

maddi/manevi tazminat,

mal rejimi

 

gibi konuların birbirleriyle bağlantılı şekilde yürütülmesi mümkün.

 

Bunların tamamen ayrı davalara bölünmesi:

 

Avantaj:

Boşanma davası çok daha hızlı sonuçlanabilir.

 

Dezavantaj:

Aynı aile hakkında 3-4 ayrı dava ortaya çıkabilir.

 

Özellikle mal rejimi davasının boşanma davasından ayrılması, dosya sayısını ciddi şekilde artırabilir.

 

12. Mal paylaşımında 10 yıldan 5 yıla düşürülmesi

 

Burada da zamanaşımı başlangıç tarihi çok önemli olacaktır.

 

Örneğin:

 

Boşanma 2020'de kesinleşmiş.

 

Yeni kanun 2026'da yürürlüğe giriyor.

 

“5 yıllık zamanaşımı” hangi tarihten başlayacak?

 

2020 mi?

yeni kanunun yürürlük tarihi mi?

mal rejiminin sona erdiği tarih mi?

 

İşte bu konu geçiş maddesinde açıkça belirtilmezse ciddi uyuşmazlık çıkar.

 

Bu nedenle 5 yıllık sürenin geçmiş boşanmalara uygulanıp uygulanmayacağı özellikle takip edilmeli.

 

13. Benim hukuki öngörüm

 

Şu anki tabloya göre sistemi üç gruba ayırmak en mantıklısı:

 

A) Yeni kanundan SONRA açılan boşanma davaları

 

En yüksek ihtimalle yeni sisteme tabi olacak.

 

Burada ciddi bir sorun çıkmaz.

 

B) Yeni kanun yürürlüğe girdiğinde DEVAM EDEN boşanma davaları

 

Burada geçiş maddesi belirleyici olacak.

 

Benim hukuki beklentim, kanunun bu dosyalar için ayrıca hüküm koymasıdır.

 

Örneğin:

 

“Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte görülmekte olan davalarda da uygulanır.”

 

gibi.

 

C) Boşanması KESİNLEŞMİŞ ve nafaka kararı bulunan kişiler

 

Asıl anayasal tartışma burada çıkacak.

 

Çünkü:

 

kesin hüküm + mülkiyet hakkı + kazanılmış hak + geriye yürüme yasağı + sosyal devlet ilkesi

 

birbirine temas ediyor.

 

Bu nedenle eski nafakaların doğrudan bir kanunla tamamen ortadan kaldırılması halinde, AYM önüne gidecek yeni uyuşmazlıkların çıkması kuvvetle muhtemel.

 

14. Özellikle senin açından önemli bir sonuç

 

Sen avukat olduğun için bunu dosya pratiği açısından söyleyeyim:

 

Şu anda devam eden bir boşanma davasında yoksulluk nafakası talep ediyorsan veya müvekkilin yoksulluk nafakası ödüyorsa, “nasıl olsa yeni kanun çıkacak” diye mevcut talepleri/itirazları değiştirmek için acele etmemek gerekir.

 

Çünkü bugün itibarıyla mevcut TMK 175 yürürlükte ve yeni düzenlemenin nihai metni henüz belli değil. 13. Yargı Paketi bakımından da 25 Ağustos 2026 itibarıyla TBMM'ye sunulmuş resmi teklif metni bulunmadığı bildiriliyor.

 

Özellikle dava dilekçelerinde “süresiz nafaka artık kaldırıldı” şeklinde bir hukuki sebebe dayanmak şu aşamada hatalı olur.

 

Ben olsam dosyalarda şu stratejiyi izlerdim

 

Nafaka isteyen taraf açısından:

 

Mevcut TMK 175'e göre talebi tam olarak ileri sürerim. Ancak nafakanın belirlenmesinde tarafların ekonomik ve sosyal durumlarını, evlilik süresini, müvekkilin çalışma imkânını, yaşını ve mevcut gelirlerini ayrıntılı delillendiririm.

 

Nafaka ödeyen taraf açısından:

 

Mevcut hukuka göre yoksulluk koşullarının oluşmadığını veya ortadan kalktığını, tarafların ekonomik durumlarını ve nafaka yükünün ölçüsüzlüğünü somutlaştırırım. Yeni kanunu bekleyerek mevcut savunmayı ihmal etmem.

 

Yeni kanun çıktıktan sonra ise ilk bakacağım yer kesinlikle “Geçici Maddeler / Geçiş Hükümleri” olur.

 

Çünkü nafaka sisteminin kaderini asıl belirleyecek olan 5 yıllık/yarı süre kuralından ziyade, eski nafakalar ve derdest davalar için getirilecek geçiş hükümleri olacaktır.

 

İletişime Geçin

Telefon

+90 552 402 13 28