İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
İLGİLİ HUKUK DAİRESİNE
GÖNDERİLMEK ÜZERE
MENDERES AİLE MAHKEMESİNE
DOSYA NO : 2025/*** Esas
KARAR NO : 2025/*** Karar
İSTİNAF EDEN
DAVALI : ****************
VEKİLİ : Av. Gizem Gül Uzun
DAVACI : *****************
KONU : Menderes Aile Mahkemesi'nin 16/09/2025 tarih, 2025/*** Esas ve 2025/*** Karar sayılı kararına karşı istinaf başvurumuz ile; kararın kaldırılması, öncelikle davanın reddine karar verilmesi, aksi kanaatte olunması halinde eksik inceleme ve hatalı kusur değerlendirmesi nedeniyle dosyanın yeniden incelenmesi, istinaf incelemesinin duruşmalı yapılması ve sunduğumuz delillerin değerlendirilmesi talebimizdir.
AÇIKLAMALAR :
1. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI EKSİK İNCELEMEYE, GERÇEĞE AYKIRI TANIK ANLATIMLARINA VE ÇELİŞKİLİ KUSUR DEĞERLENDİRMESİNE DAYANMAKTADIR.
Menderes Aile Mahkemesi tarafından verilen karar ile tarafların TMK'nın 166/1-2. maddesi uyarınca boşanmalarına, davacı kadının müvekkilin soyadını kullanmaya devam etmesine ve yargılama giderlerinin müvekkilden tahsiline karar verilmiştir.
Ancak ilk derece mahkemesi kararı; dosyada mevcut delillerin tamamı değerlendirilmeden, davacı tanıklarının soyut ve gerçeğe aykırı olduğu somut delillerle ortaya konulabilecek anlatımlarına üstünlük verilerek kurulmuştur.
Müvekkile yöneltilen kusurların önemli bir kısmı tanık anlatımlarına dayandırılmıştır. Oysa tarafımızca sunulan fotoğraf, video, mesaj kayıtları, seyahat kayıtları, alışverişe ilişkin belgeler ve sair deliller, tanık anlatımlarının önemli bölümüyle açıkça çelişmektedir.
Bu nedenle somut olayda yalnızca tanık anlatımlarının içeriğine değil, bu anlatımların objektif delillerle doğrulanıp doğrulanmadığına bakılması zorunludur.
Dosyaya sunduğumuz ve sunacağımız deliller incelendiğinde, davacı tanıklarının birçok anlatımının gerçek yaşam olgularıyla bağdaşmadığı açıkça görülecektir.
2. MAHKEMENİN GEREKÇESİ KENDİ İÇERİSİNDE ÇELİŞKİLİDİR.
Gerekçeli kararda;
“Davalı kocanın davacı kadına yönelik ispatlanan bir kusuru ortaya koyamadığı görülmüş olup davacı kadının ise davalı kocanın kusurlu olduğunu tanıkları ile ispat ettiği anlaşılmıştır.”
şeklinde değerlendirme yapılmıştır.
Bu ifade dahi kararın kendi içerisinde çelişkili olduğunu göstermektedir.
Bir taraftan müvekkilin davacıya yönelik ispatlanmış bir kusurunun bulunmadığı ifade edilirken, diğer taraftan müvekkilin kusurlu olduğu kabul edilerek boşanma hükmü kurulmuştur.
Müvekkile hangi somut olayın, hangi delile dayanılarak, hangi tarihte ve hangi gerekçeyle kusur olarak yüklendiği açık ve denetlenebilir biçimde ortaya konulmamıştır.
Kusur belirlemesinin soyut kanaatlerle değil, somut maddi vakıalar ve bunları doğrulayan deliller üzerinden yapılması gerekir.
3. DAVACI TANIKLARININ TAMAMI DAVACI İLE ÇALIŞMA İLİŞKİSİ İÇERİSİNDEDİR.
Dosyada dinlenen iki tanığın da davacının yanında maaş karşılığı çalışan kişiler olduğu hususu son derece önemlidir.
Tanıkların davacı ile yalnızca sosyal bir yakınlığı bulunmamakta; aynı zamanda davacının yanında çalışma ilişkisi içerisinde oldukları anlaşılmaktadır.
Elbette bu durum tek başına tanıkların dinlenmesine veya beyanlarının tamamen reddine sebep olmaz.
Ancak tanıkların davacıyla olan çalışma ilişkileri, anlatımlarının doğrudan görgüye mi yoksa davacıdan edinilen bilgilere mi dayandığının özellikle titizlikle incelenmesini gerektirmektedir.
Dahası, tarafımızca sunulan objektif deliller ile tanık anlatımlarının çeliştiği hususlar bulunduğundan, bu çelişkilerin giderilmeden ve objektif deliller değerlendirilmeden kusur belirlemesi yapılması hukuka aykırıdır.
4. DAVACI TANIKLARININ BEYANLARI OBJEKTİF DELİLLERLE ÇÜRÜTÜLMEKTEDİR.
Tanıkların anlattığı olayların önemli bir kısmı gerçeği yansıtmamaktadır.
Tarafımızca dosyaya sunulan fotoğraf ve video kayıtları, mesajlar, seyahat belgeleri ve diğer belgeler; tarafların evlilik ilişkisi içerisinde fiilen nasıl bir yaşam sürdüklerini ortaya koymaktadır.
Örneğin davacının hastanede bulunduğu döneme ilişkin fotoğraflar mevcut olup tarafların birlikte hareket ettiklerini gösteren kayıtlar bulunmaktadır.
İnsanların hayatlarının her anını fotoğraf veya video ile belgelemeleri hayatın olağan akışına uygun değildir. Bu nedenle her olayın fotoğrafının bulunmaması, o olayın gerçekleşmediği anlamına gelmeyeceği gibi; mevcut fotoğraf ve videoların ortaya koyduğu somut yaşam biçiminin de göz ardı edilmemesi gerekir.
Davacının küçük bir operasyon geçirdiği dönemde davalı kocanın hastaneden ayrıldığı hususu yalan beyandan ibarettir. Bu husus dosyaya sunduğumuz fotoğraflar ise ispat edilmiştir. Hastane çıkışı taraflar ve tanıklar hep birlikte restoranda yemek yemişlerdir. Fotoğraflar dilekçe ekindedir.
Bu hususlar, davacı tarafın müvekkili sürekli ilgisiz, ailesinden kopuk ve eşine karşı kayıtsız bir kişi olarak göstermeye yönelik anlatımlarıyla bağdaşmamaktadır.
5. MÜVEKKİL DAVACIYA KARŞI MADDİ VE MANEVİ OLARAK ÖNEMLİ FEDAKARLIKLARDA BULUNMUŞTUR.
Müvekkil evlilik birliği boyunca davacıya yalnızca ekonomik anlamda değil, sosyal ve ailevi anlamda da önemli katkılarda bulunmuştur.
Müvekkil uzun yıllar boyunca davacının hukuk bürosunun giderlerini dahi karşılamıştır.
Davacının alışverişlerine ilişkin olarak müvekkilin telefonuna mağazalardan gönderilen mesajlar bulunmaktadır.
Bu kayıtlar, müvekkilin davacının ihtiyaçlarıyla ilgilenmediği veya davacıyı ekonomik olarak yalnız bıraktığı yönündeki iddialarla açıkça çelişmektedir.
Müvekkilin davacıya ve ailesine yaptığı maddi katkılar bunlarla da sınırlı değildir.
Müvekkil;
Davacının kız kardeşi ***********'ın Menderes'te bulunan taşınmazının edinilmesi sırasında kendi müteahhit arkadaşı **************** ile görüşerek ciddi indirimler sağlamış,
Aynı baldızın Renault marka aracının **************'tan alınması sırasında pazarlık sürecini yürütmüş,
Davacının kız kardeşi ************'nın evlenmesinde aktif rol almış ve nikah şahidi olmuş ayrıca 3 yıl tarafların evinde kalmış,
Diğer baldız Zehra ****************'ın eşi ve çocuğuyla birlikte yaklaşık 8-9 ay tarafların müşterek konutunda yaşamasına imkan sağlamış,
Evliliğin ilk yıllarında davacının diğer kız kardeşlerinin yaklaşık 3 yıl tarafların müşterek konutunda kalmalarını kabul etmiş,
Kayınvalidesi ve kayınpederinin ihtiyaçlarıyla yakından ilgilenmiştir.
Müvekkilin kayınvalidesi ve kayınpederiyle kendi evlatlarından dahi fazla ilgilendiği hususunda tanık ve sair deliller bulunmaktadır. Müvekkil, kayınpederinin 15 yıl boyunca ürostomi torbalarını almıştır ve İzmir'den Manisa Soma'ya göndermiştir.
Hatta tarafların evliliğinin ilk döneminde balayının yarıda bırakılarak Soma'daki kagir evin tuvalet, banyo ve mutfağının yaptırılması, kapı ve pencerelerinin yenilenmesi için tarafların düğünlerinde takılan ziynetlerin kullanıldığı hususu dahi müvekkilin aileye yaptığı fedakarlığın boyutunu göstermektedir.
Müvekkil ayrıca kayınvalidesinin ilk defa denize girmesini sağlayacak şekilde ailece organizasyonlar gerçekleştirmiştir.
Tüm bu hususlar, müvekkilin davacının ailesinden uzak ve ilgisiz olduğu yönündeki iddialarla bağdaşmamaktadır.
6. MÜVEKKİLİN YAZLIKTA BULUNMASI KUSUR OLARAK KABUL EDİLEMEZ.
Mahkeme gerekçesinde müvekkilin yazlıkta uzun süre kaldığı yönünde bir değerlendirmede bulunmuştur.
Ancak önemle belirtmek gerekir ki, davacı veya tanıklar tarafından müvekkilin yazlıkta bu denli uzun süre kaldığına ilişkin somut ve belirli bir vakıa ortaya konulmamıştır.
Başka bir ifadeyle mahkeme, dosya kapsamında taraflarca ileri sürülmeyen bir hususu gerekçesine dahil etmiş durumdadır.
Tarafların ikamet ettiği Gaziemir ile müvekkilin yazlığı Menderes arasındaki mesafe yaklaşık yarım saatlik mesafedir.
Dolayısıyla müvekkilin yazlığa gitmesi, aileden veya eşinden ayrı bir yaşam kurduğu anlamına gelmemektedir.
Müvekkil emekli emniyet müdürüdür. Emeklilik döneminde kendi mülkiyetinde/ailesine ait yazlık konutta zaman geçirmesi hayatın olağan akışına uygundur.
Bir eşin yazlık konutta zaman geçirmesi tek başına evlilik yükümlülüklerinin ihlali olarak kabul edilemez.
Kaldı ki davacının yazlığı sevmediği ve yazlık çevresindeki komşularla yaşadığı bazı tartışmalar nedeniyle yazlığa gitmek istemediği hususu da ayrıca dikkate alınmalıdır.
Bu durumda davacının yazlığa gitmemesi ile müvekkilin yazlığa gitmesi birbirinden ayrılmalı; müvekkilin kişisel yaşam alanı ve emeklilik dönemindeki yaşam biçimi kusur olarak değerlendirilmemelidir.
7. YAZLIKTA KALMA KONUSUNDA GEREKÇELİ KARARDA DOSYA KAPSAMINI AŞAN DEĞERLENDİRME YAPILMIŞTIR.
Davacı ve tanıkların müvekkilin yazlıkta bu kadar uzun süre kaldığına ilişkin somut bir anlatımı bulunmadığı halde, gerekçeli kararda müvekkilin yazlıkta uzun süre kaldığı kabul edilmiştir.
Oysa bir vakıanın hükme esas alınabilmesi için taraflarca usulüne uygun şekilde ileri sürülmesi ve delillerle ortaya konulması gerekir.
Mahkemece tarafların iddia ve savunmaları ile dosya kapsamındaki deliller arasında bulunmayan bir olgunun esas alınması, kararın denetlenebilirliğini de ortadan kaldırmaktadır.
8. MÜVEKKİLİN MÜŞTEREK ÇOCUĞUNA KARŞI İLGİSİZ OLDUĞU İDDİASI GERÇEK DIŞIDIR.
Müvekkil müşterek çocuğuna karşı her zaman ilgili bir baba olmuştur.
Müşterek çocuğun dershanesinin bulunduğu çevrede müvekkil ile çocuğunun birlikte çekilmiş yüzlerce fotoğrafı bulunmaktadır.
Dosyaya sunulan fotoğraf ve video kayıtları, müvekkilin çocuğuyla vakit geçirdiğini ve çocuğuyla yakın bir ilişki içerisinde olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Bu nedenle müvekkilin çocuğuna karşı ilgisiz olduğu yönündeki iddiaların objektif deliller karşısında kabul edilmesi mümkün değildir.
9. MÜŞTEREK ÇOCUĞUN EĞİTİM VE YAŞAM GİDERLERİNİN TAMAMININ MÜVEKKİL TARAFINDAN KARŞILANMASI BEKLENEMEZ.
Müşterek çocuk 2006 doğumludur.
Davacı tarafın müşterek çocuğun eğitim giderlerinin tamamının müvekkil tarafından karşılanması gerektiği yönündeki yaklaşımı da hayatın ve tarafların ekonomik koşullarının gerçekliğiyle bağdaşmamaktadır.
Müşterek çocuk özel üniversitede eğitim görmekte olup eğitim ve yaşam giderleri dünyanın en pahalı üniversiteleri arasındadır.
Davacının da yüksek gelir sahibi bir avukat olduğu, yaklaşık 20 yıllık mesleki geçmişe sahip bulunduğu gözetilmelidir.
Müşterek çocuğun tüm giderlerinin tek başına emekli bir emniyet müdürü olan müvekkilden beklenmesi hakkaniyete uygun değildir.
Üstelik müvekkil uzun yıllar boyunca davacının kendi mesleki faaliyetlerine ilişkin giderlerine dahi katkıda bulunmuştur.
Bu hususların müvekkilin “ailesine karşı ekonomik yükümlülüklerini yerine getirmediği” şeklindeki kusur değerlendirmesine dayanak yapılması isabetli değildir.
10. DAVACININ SOSYOEKONOMİK DURUMUNA İLİŞKİN BEYANLARI DA KENDİ İÇERİSİNDE ÇELİŞKİLİDİR.
Davacı bir taraftan ekonomik açıdan zor durumda olduğunu ve müvekkilin ekonomik yükümlülüklerini yerine getirmediğini ileri sürerken, diğer taraftan tarafların Avusturya, İtalya, Fransa, Macaristan, Çekya, Almanya gibi yurt dışı seyahatleri gerçekleştirdiği görülmektedir.
Burada amaç davacının seyahat yapmasını ekonomik durumunun kesin göstergesi olarak kabul etmek değildir.
Ancak ekonomik durum iddiasının değerlendirilmesinde tüm somut koşulların birlikte ele alınması gerekir.
Davacının yüksek eğitimli, uzun yıllardır avukatlık yapan ve kendi mesleki faaliyeti bulunan bir kişi olduğu da gözetilmelidir.
11. MÜVEKKİLİN DAVACIYA SOSYAL ÇEVRE KAZANDIRDIĞI HUSUSU DA GÖZ ARDI EDİLMİŞTİR.
Müvekkil, evlilik süresince davacının sosyal çevresinin oluşmasına ve genişlemesine önemli katkılarda bulunmuştur.
Nitekim davacının kardeşlerinin dahi müvekkile “enişte” yerine “abi” şeklinde hitap etmeleri, müvekkilin davacının ailesiyle kurduğu ilişkinin niteliğini göstermesi bakımından dikkat çekicidir.
Müvekkilin davacının ailesiyle bu derece yakın ilişki kurmuş olması, davacının ileri sürdüğü “eşinin kendisini yok saydığı” şeklindeki genel anlatımlarla bağdaşmamaktadır.
12. DAVACININ “MÜVEKKİLİN KENDİSİNİ YOK SAYDIĞI” İDDİASI İLE “MÜVEKKİLİN HUKUK BÜROSUYLA ÖVÜNDÜĞÜ” İDDİASI BİRBİRİYLE ÇELİŞMEKTEDİR.
Davacı taraf bir yandan müvekkilin kendisini ve mesleğini yok saydığını ileri sürerken, diğer yandan müvekkilin davacının hukuk bürosuyla övündüğünü ifade etmiştir.
Bu iki anlatımın aynı anda nasıl gerçekleştiğinin somutlaştırılması gerekmektedir.
Müvekkilin davacının mesleki faaliyetleriyle gurur duyduğu ve bunu çevresine yansıttığı kabul edildiğinde, davacının müvekkilin kendisini değersizleştirdiği yönündeki soyut iddialarının ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
13. DAVACININ FİZİKSEL ŞİDDET İDDİALARI SOMUT VE OBJEKTİF DELİLLERLE DESTEKLENMEMİŞTİR.
Davacı taraf müvekkilin şiddete eğilimli olduğunu ve fiziksel şiddet uyguladığını ileri sürmektedir.
Bununla birlikte bu iddiaları destekleyen somut bir darp raporu, sağlık raporu, kolluk tutanağı, kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı veya benzeri objektif delilin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
Özellikle davacının da bir hukukçu olması karşısında, fiziksel şiddet iddiasının niteliği ve bu iddianın hangi objektif delillerle desteklendiği ayrıca önem taşımaktadır.
Davacı tarafın fiziksel şiddet gördüğünü ileri sürerken herhangi bir sağlık raporu veya benzeri objektif delil sunup sunmadığının Sayın Dairenizce değerlendirilmesini talep ediyoruz.
14. DAVACININ İDDİALARI BİRBİRİYLE ÇELİŞMEKTEDİR.
Davacı bir yandan müvekkilin şiddete meyilli olduğunu iddia etmekte, diğer yandan müvekkilin yazlığa gitmesinden ve yazlıkta zaman geçirmesinden şikayet etmektedir.
Şayet müvekkilin davacıya yönelik sürekli ve ağır bir şiddet eğilimi bulunduğu iddia ediliyorsa, müvekkilin yazlıkta bulunmasının davacı açısından neden ayrıca kusur olarak ileri sürüldüğünün açıklanması gerekir.
Aynı şekilde davacı bir yandan müvekkilin kendisini yok saydığını ileri sürerken, diğer yandan müvekkilin hukuk bürosuyla övündüğünü kabul etmektedir.
Bu çelişkiler, iddiaların somut olaylar üzerinden değil, boşanma talebini destekleyecek şekilde bütüncül bir kusur anlatısı oluşturulmaya çalışılarak ileri sürüldüğünü göstermektedir.
15. TARAFLARIN EVLİLİK SÜRESİ VE MÜŞTEREK ÇOCUĞUN DOĞUM TARİHİNE İLİŞKİN BEYANLAR DAHİ HATALIDIR.
Tarafların evlilik tarihi 2004'tür.
Müşterek çocuk ise 2006 doğumludur. Ancak ne tesadüftür davacı, dava dilekçesinde tarihleri yanlış belirtmiştir, 10'ar yıl ileri atmıştır.
Davacı tarafın dava dilekçesi ve/veya dosyadaki bazı beyanlarında bu tarihler bakımından gerçeğe aykırı veya hatalı bilgilere yer verilmiş olması ayrıca değerlendirilmelidir.
Tarafların yaklaşık 22 yıllık evlilik ve yaklaşık 25 yıllık birliktelik geçmişinin bulunduğu gözetildiğinde, uyuşmazlığın birkaç münferit olay üzerinden değerlendirilmesi mümkün değildir.
Tarafların uzun yıllara yayılan ortak yaşamı, aile ilişkileri, birlikte gerçekleştirilen seyahatler, sosyal çevre, ekonomik katkılar ve müşterek çocukla kurulan ilişki birlikte değerlendirilmelidir.
16. KARAR SONRASINDA TARAFLARIN ORTAK HAYATLARI FİİLEN DEVAM ETMİŞTİR.
İlk derece mahkemesi kararından yaklaşık bir hafta sonra TARAFLAR MÜŞTEREK KONUTU BUGÜNE KADAR BİRLİKTE PAYLAŞMIŞLARDIR. Kısaca tarafların yaşam şekli hiç değişmemiştir.
Bu husus mevcut dilekçemizde de ayrıntılı şekilde açıklanmıştır.
Ancak bununla da kalınmamıştır.
16 Mayıs 2026 tarihinde taraflar evlilik yıldönümlerini birlikte kutlamışlardır.
Bu tarih, gerekçeli karar tarihinden yaklaşık dokuz ay sonradır.
Dolayısıyla tarafların evlilik birliğini fiilen sona erdirdiği iddia edilen bir süreçten sonra dahi evlilik yıldönümlerini birlikte kutlamaları son derece önemli bir olgudur.
Ayrıca taraflar karar sonrasında birlikte tatile gitmiş, arkadaş çevrelerindeki düğün ve cenaze merasimlerine birlikte katılmış, restoran ve kır bahçesi gibi sosyal alanlara birlikte gitmişlerdir. GEREK Karaburun gerek Özdere'de bulunan yazlıkta birlikte tatil yapmışlardır. Özetle birçok çiftin imrendiklerini ifade ettikleri hayatlarına devam etmişlerdir.
Bu organizasyonlarda yapılan ödemelerin tamamının müvekkil tarafından karşılandığı hususunda da deliller bulunmaktadır.
Tarafların karar sonrasındaki yaşamlarının, karar öncesindeki yaşam düzenlerinden esaslı biçimde farklılaşmadığı görülmektedir.
17. TARAFLARIN KARAR SONRASI BİRLİKTE SEYAHATLERİ VE KONAKLAMALARI OBJEKTİF DELİLLERLE İSPATLANABİLİR NİTELİKTEDİR.
Taraflar karar sonrasında birlikte seyahat etmişlerdir.
Özellikle Bursa Polis Evi ve İstanbul Baltalimanı Polis Evi'nde birlikte konaklamalarına ilişkin resmi kayıtların bulunduğu tarafımızca daha önce de belirtilmiştir.
Söz konusu kayıtların ilgili kurumlardan celbi halinde tarafların birlikte konakladıkları objektif biçimde ortaya çıkacaktır.
Bunun yanında tarafların yurt dışı seyahatlerine ilişkin pasaport ve giriş-çıkış kayıtları da gerekli görülmesi halinde ilgili kurumlardan celbedilebilir.
Tarafların karar sonrasında birlikte hareket etmeleri, birlikte seyahat etmeleri, birlikte konaklamaları, aile ve arkadaş çevresindeki merasimlere beraber katılmaları ve evlilik yıldönümlerini beraber kutlamaları; tarafların evlilik ilişkisini fiilen sürdürdüklerini gösteren önemli olgulardır.
18. TARAF DAVRANIŞLARI İLE DAVACININ İDDİALARI ARASINDA CİDDİ UYUMSUZLUK BULUNMAKTADIR.
Davacının anlatımına göre müvekkil ile ortak yaşamın sürdürülemeyecek derecede çekilmez hale geldiği, müvekkilin eşine ve ailesine karşı ilgisiz olduğu, ekonomik ve sosyal yükümlülüklerini yerine getirmediği ileri sürülmektedir.
Ancak karar sonrasında;
taraflar birlikte yaşamaya devam etmiş,
evlilik yıldönümlerini birlikte kutlamış,
birlikte seyahat etmiş,
birlikte konaklamış,
düğün ve cenaze merasimlerine birlikte katılmış,
restoran ve kır bahçelerine birlikte gitmiş,
aile ve arkadaş çevreleriyle birlikte sosyal hayatlarını sürdürmüşlerdir.
Bu fiili durumun, davacı tarafın ileri sürdüğü anlatımlarla birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.
19. MÜVEKKİLİN YAZLIKTA BULUNMASI İLE “AYRI YAŞAMA” KAVRAMI BİRBİRİNDEN FARKLIDIR.
Müvekkilin Gaziemir'deki müşterek konut ile Menderes'teki yazlık arasında yaklaşık yarım saatlik mesafe bulunmaktadır.
Dolayısıyla müvekkilin zaman zaman yazlıkta bulunması, tarafların ayrı şehirlerde veya ayrı hayatlar sürdüğü anlamına gelmez.
Müvekkil emekli emniyet müdürüdür, müvekkil bu yıpratıcı meslekte 48 yıl görev yapmıştır. Görevi esnasında Türkiye Futbol Federasyonunda 10 yılı aşkın süre üst ligte federasyon temsilciliği yapmış, Türkiye'nin ilk uzlaştırmacılarından olup, müşterek ofiste bine yakın ceza dosyasını uzlaşı ile tamamlamıştır. Ayrıca uzunca bir süre özel güvenlik eğitim kurumlarında silah bilgisi ve atış eğitmenliği yapmıştır. Çalışma hayatına 11 yaşında başlamış, polis akademisini 8 yıl yatılı okumuş, şarj hizmetinde 6 yıl görev yapmış, 59 yaşındaki emniyet müdürünün huzur, sakinlik ve spor amacıyla evine yarım saat mesafedeki yazlıklarında yaz aylarında vakit geçirmesi kadar doğal bir şey olamaz. Üstelik yazlık, alındığı dönemden birkaç yıl öncesine kadar ailecek kış aylarında dahi kullanılmıştır, kışlık konutun yakın olması sebebiyle günlük olarak gidip gelme, eş dostla, davacının ailesiyle, kardeşleriyle uzunca süre vakit geçirmişlerdir. Ancak 23 ocak 2021 tarihinde davacı, müşterek çocuk, baldız Serayi, eşi Bekir, oğulları Bora, kayınvalidesi Kudret ile birlikte kaldıkları esnada akşam saatlerinde baldızın oğlu Bora, sudan sebeple müvekkilime ağır hakaretlerde bulunmuştur ve ardından müvekkili darp etmeye çalışmıştır. Olayla ilgili olarak Jandarma ile WhatsApp yazışmaları mevcuttur. Komşular da tanıktır. Anılan tarih bir kırılma noktası olmuş, davacı daha sonraları yazlığa gelmemeye başlamıştır. Taraflar ailecek yazlığı sık sık kullanmasına rağmen davacı, farklı yerlerde tatil geçirmiştir. Kaldı ki 2026 yılı içerisinde davacı, müşterek çocuk, müvekkilin baldızları, enişte Ercan, oğulları Ozan ve Orkun yazlığa gelmiş ve vakit geçirmişlerdir. Tanıkların anlatımları asla gerçeği yansıtmamaktadır. Yazlık, kışlığın arka bahçesi gibidir, gün içinde gidip gelinen lokasyondadır. Emekli bir insanın yazın yazlığına gitmesi kadar doğal bir şey yoktur. Kaldı ki Karaburun'daki yazlıklardan birisini bu yıl davacının kardeşi kullansın diye boş bırakmışlardır.
2026 yılı içerisinde davacı, yazlıkta daha rahat etmesi için müvekkilim yazlığın bitişinde olan otelden şezlong ve şemsiye kiralamıştır. Müşterek çocuk Asya Civa'nın isteği doğrultusunda paddle board satın almıştır. Müvekkilim ailecek kaliteli vakit geçirmek adına elinden gelen her şeyi yapmaktadır. Yazlık kullanımıyla ilgili olarak davacı ve müşterek çocuk başka lokasyonları tercih etmektedirler.
Bu durumun tek başına kusur olarak kabul edilmesi halinde, kişinin kendi sosyal ve özel yaşam alanında bulunmasının dahi evlilik kusuruna dönüştürülmesi gibi bir sonuç ortaya çıkacaktır.
Böyle bir değerlendirme ise somut olayın özellikleriyle bağdaşmamaktadır.
20. MÜVEKKİLİN SAVUNMASI VE DELİLLERİ GEREĞİNCE DEĞERLENDİRİLMEMİŞTİR.
Müvekkil, ayağının kırılması nedeniyle duruşmaya dahi katılamamıştır.
Müvekkilin sağlık durumu nedeniyle duruşmada bizzat bulunamaması, kendisine yöneltilen kusur iddialarının kabul edilmesini gerektirmez.
Özellikle müvekkilin yokluğunda dinlenen tanıkların anlatımlarının, müvekkilin sunduğu veya sunacağı objektif delillerle karşılaştırılması zorunludur.
Müvekkilin bizzat dinlenememiş olması nedeniyle aleyhine ileri sürülen vakıalara ilişkin savunmalarının tam anlamıyla ortaya konulamamış olması da istinaf incelemesinde dikkate alınmalıdır.
21. İSTİNAF İNCELEMESİNİN DURUŞMALI YAPILMASINI TALEP EDİYORUZ.
Dosyanın özelliği, tanık anlatımları ile objektif deliller arasındaki ciddi çelişkiler, karar sonrasında ortaya çıkan önemli vakıalar ve kusur değerlendirmesinin esaslı biçimde tartışmalı olması nedeniyle istinaf incelemesinin duruşmalı yapılmasını talep ediyoruz.
Duruşma sırasında;
tarafların karar sonrasındaki fiili birlikteliği,
birlikte yaşamaları,
birlikte seyahatleri,
birlikte konaklamaları,
evlilik yıldönümünü birlikte kutlamaları,
davacı tanıklarının anlatımları ile dosyaya sunulan fotoğraf/video ve sair belgeler arasındaki çelişkiler,
müvekkilin aileye yaptığı ekonomik ve sosyal katkılar,
bir bütün halinde değerlendirilmelidir.
22. MÜVEKKİLİN YAZLIKTA BULUNMASI, DAVACIYA KARŞI KUSUR OLARAK YÜKLENEMEZ.
Tekrar önemle belirtmek gerekir ki müvekkilin emekli olduktan sonra Menderes'te bulunan yazlığına gitmesi hukuka aykırı bir davranış değildir.
Müvekkilin yazlığı ile müşterek konut arasındaki mesafenin yaklaşık yarım saat olması, tarafların hayatlarının birbirinden tamamen ayrılmadığını göstermektedir.
Ayrıca davacının yazlıkta bulunan komşularla yaşadığı sorunlar nedeniyle yazlığa gitmek istememesi, müvekkilin yazlığa gitmesini kusurlu hale getirmez.
Müvekkilin yazlıkta bulunması ile eşini terk etmesi veya ortak yaşamı sona erdirmesi aynı şey değildir.
23. DAVACI TARAFIN UZUN YILLARA YAYILAN EVLİLİK BİRLİĞİ İÇERİSİNDE MÜVEKKİLİN YAPTIĞI FEDAKARLIKLARI GÖZ ARDI EDEN ANLATIMI DOSYA KAPSAMINDAKİ GERÇEKLİKLE BAĞDAŞMAMAKTADIR.
Müvekkil yalnızca davacının ihtiyaçlarına değil, davacının ailesinin ihtiyaçlarına da uzun yıllar boyunca maddi ve manevi katkıda bulunmuştur.
Baldızların uzun süreler müşterek konutta kalmaları, aile bireylerinin ihtiyaçları, taşınmaz ve araç edinimlerinde sağlanan maddi avantajlar, kayınvalidenin ve kayınpederin ihtiyaçları için yapılan harcamalar ve tarafların sosyal hayatına yapılan katkılar birlikte değerlendirildiğinde, müvekkilin evlilik birliğine ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediği şeklindeki genel ve soyut değerlendirmelerin kabulü mümkün değildir.
24. DAVACI TARAFIN BOŞANMA SÜRECİNDEKİ TUTUMU DA DOSYA KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLMELİDİR.
Davacı taraf boşanmanın ivedilikle sonuçlandırılmasını talep etmiş olmasına rağmen gerekçeli kararın kendisine tebliğini yaklaşık bir yıl sonra istemiştir.
Bu durum dahi dosyanın tüm süreci içerisinde tarafların gerçek iradelerinin ve boşanma yönündeki iradenin sürekliliğinin değerlendirilmesini gerektiren bir husustur.
Özellikle karar sonrasında tarafların fiilen evlilik hayatını sürdürdükleri dikkate alındığında, boşanma kararının kesinleşmesi ve gerekçeli kararın tebliğine ilişkin süreçlerin de bütünsel olarak değerlendirilmesi gerekir.
25. DAVACININ SIKLIKLA BOŞANMA DAVASI AÇTIĞI VE BUNU UYUŞMAZLIKLARIN ÇÖZÜMÜNDE BİR ARAÇ OLARAK KULLANDIĞI YÖNÜNDEKİ VAKIALAR DA DEĞERLENDİRİLMELİDİR.
Davacı tarafın her uyuşmazlık veya öfke anında boşanma yoluna başvurduğu ve sonrasında tarafların ortak yaşamlarına devam ettikleri hususunda dosyada mevcut veya sunulacak deliller bulunmaktadır.
Bu husus, davacının boşanma iradesinin samimiyetinin tek başına belirleyici ölçütü değildir.
Ancak özellikle karar sonrasında tarafların yeniden birlikte yaşamaya başlamaları, evlilik yıldönümlerini kutlamaları ve ortak sosyal yaşamlarını sürdürmeleri ile birlikte değerlendirildiğinde önem taşımaktadır.
26. DELİLLERİMİZİN BİZZAT İNCELENMESİ HALİNDE TANIK ANLATIMLARI İLE GERÇEK YAŞAM ARASINDAKİ ÇELİŞKİLER ORTAYA ÇIKACAKTIR.
Tarafımızca;
Flash Disk
Fotoğraf kayıtları,
Video kayıtları,
Mağaza ve alışveriş mesajları,
Birlikte seyahat kayıtları,
Yurt dışı giriş-çıkış kayıtları,
Bursa Polis Evi konaklama kayıtları,
İstanbul Baltalimanı Polis Evi konaklama kayıtları,
Evlilik yıldönümüne ilişkin kayıt ve belgeler,
Birlikte katılınan düğün ve cenaze merasimlerine ilişkin kayıtlar,
Restoran ve sair sosyal etkinliklere ilişkin kayıtlar,
Müşterek çocuk ile müvekkilin birlikte bulunduğunu gösteren fotoğraf ve videolar,
Müvekkilin davacının ailesine yaptığı katkıları gösteren deliller,
sunulmakta ve/veya ilgili kurumlardan celbi talep edilmektedir.
Bu delillerin tamamı birlikte değerlendirildiğinde davacı tanıklarının anlatımlarının hangi noktalarda gerçeğe aykırı olduğu açık biçimde ortaya çıkacaktır.
27. YETKİ İTİRAZIMIZ BULUNMAKTADIR.
Tarafların fiili ikamet yerleri İzmir/Gaziemir'dir.
Davanın Menderes'te açılmasının somut olayın özellikleri bakımından ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.
Davacının hukuk bürosunun dahi adliyeye yürüme mesafesinde bulunması, davanın neden Menderes'te açıldığı konusunda ayrıca değerlendirme yapılmasını gerektiren bir husustur. Davacının hukuk bürosu *******************'tadır. Davacının hukuk bürosu adliyeye yürüme mesafesindedir.
Bu nedenle, dosyanın ilk derece aşamasındaki usulî işlemleri ve yetki itirazının hangi aşamada ileri sürüldüğü de gözetilerek, yetki itirazımızın değerlendirilmesini talep ediyoruz.
28. SONUÇ OLARAK MÜVEKKİLE YÜKLENEN KUSURLARIN SOMUT VE İNANDIRICI DELİLLERLE İSPATLANMADIĞI AÇIKTIR.
Müvekkilin;
yazlığa gitmesi,
emekli olarak zaman zaman yazlıkta bulunması,
müşterek çocuğuyla ilgilenmesi,
davacıya ve davacının ailesine ekonomik katkılarda bulunması,
davacının mesleki faaliyetlerine destek olması,
aile bireylerinin uzun süre müşterek konutta kalmasına izin vermesi,
davacıyla birlikte seyahat etmesi,
davacının ailesiyle yakın ilişkiler kurması,
kusur olarak değerlendirilemez.
Buna karşılık davacı tarafın ileri sürdüğü fiziksel şiddet, hakaret, tehdit, ekonomik ilgisizlik, aileye karşı ilgisizlik ve ortak yaşamın çekilmez hale geldiği yönündeki iddialarının somut ve objektif delillerle ortaya konulması gerekmektedir.
Tanıkların davacıyla çalışma ilişkisi içerisinde olmaları ve beyanlarının objektif delillerle çelişmesi de ayrıca dikkate alınmalıdır.
29. KARAR SONRASI OLGULAR BİRLİKTE DEĞERLENDİRİLDİĞİNDE TARAF İLİŞKİSİNİN GERÇEK NİTELİĞİ AÇIKÇA ORTAYA ÇIKMAKTADIR.
Taraflar karar sonrasında;
aynı konutta yaşamaya devam etmiş,
karı-koca ilişkisini sürdürmüş,
16 Mayıs 2026 tarihinde evlilik yıldönümlerini kutlamış,
birlikte tatile gitmiş,
birlikte konaklamış,
arkadaşlarının düğün ve cenazelerine birlikte katılmış,
restoran ve kır bahçelerinde birlikte vakit geçirmiş,
sosyal hayatlarını birlikte sürdürmüşlerdir.
Bu hususların her biri tek başına değil, tamamı birlikte değerlendirilmelidir.
Tarafların karar sonrasında dahi evlilik ilişkisini fiilen sürdürmeleri, ilk derece mahkemesinin tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı yönündeki değerlendirmesinin somut olayın gerçekliği bakımından yeniden ele alınmasını zorunlu kılmaktadır.
HUKUKİ NEDENLER
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Anayasa, ilgili sair mevzuat ve yerleşik Yargıtay içtihatları.
DELİLLER
Menderes Aile Mahkemesi'nin 2025/*** Esas sayılı dosyası, gerekçeli karar, tanık beyanları, fotoğraf ve video kayıtları, alışveriş ve mağaza mesajları, banka ve ödeme kayıtları, seyahat kayıtları, pasaport ve giriş-çıkış kayıtları, Bursa Polis Evi konaklama kayıtları, İstanbul Baltalimanı Polis Evi konaklama kayıtları, 16.05.2026 tarihli evlilik yıldönümüne ilişkin fotoğraf/video ve sair belgeler, müşterek çocukla müvekkilin birlikte bulunduğunu gösteren fotoğraf ve videolar, gerektiğinde tanık, bilirkişi, keşif, ilgili kurumlara yazılacak müzekkereler ve sair yasal deliller.
SONUÇ VE İSTEM
Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle;
İSTİNAF BAŞVURUMUZUN KABULÜNE,
İstinaf incelemesinin DURUŞMALI YAPILMASINA,
Menderes Aile Mahkemesi'nin 16/09/2025 tarih, 2025/*** Esas ve 2025/*** Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Öncelikle, davacı tarafından açılan boşanma davasının REDDİNE,
İlk derece mahkemesince müvekkile yüklenen kusurların somut, kesin, inandırıcı ve objektif delillerle ispatlanmamış olması nedeniyle müvekkil yönünden kusur belirlemesinin kaldırılmasına,
Davacı tanıklarının davacı ile olan çalışma ilişkilerinin ve beyanlarının objektif delillerle çelişen kısımlarının değerlendirilmesine,
Tarafımızca sunulan fotoğraf, video, mesaj, seyahat ve sair belgelerin tanık anlatımlarıyla birlikte değerlendirilmesine,
Dilekçe ekinde sunduğumuz Flash Diskin çözümünün yapılmasını,
Bursa Polis Evi ve İstanbul Baltalimanı Polis Evi'ne müzekkere yazılarak tarafların birlikte konaklamalarına ilişkin kayıtların celbine,
Gerektiğinde tarafların birlikte gerçekleştirdikleri yurt dışı seyahatlerine ilişkin resmi giriş-çıkış kayıtlarının ilgili kurumlardan celbine,
16.05.2026 tarihinde tarafların evlilik yıldönümünü birlikte kutladıklarına ilişkin sunulan delillerin değerlendirilmesine,
Tarafların karar sonrasında aynı konutta yaşamaya devam ettikleri, birlikte seyahat ettikleri, birlikte konakladıkları, düğün ve cenazelere birlikte katıldıkları ve ortak sosyal hayatlarını sürdürdükleri hususlarının değerlendirilmesine,
Müşterek çocuk ile müvekkilin ilişkisini gösteren fotoğraf ve video kayıtlarının değerlendirilmesine,
Müvekkilin davacıya ve davacının ailesine yaptığı maddi ve manevi katkıların kusur değerlendirmesinde dikkate alınmasına,
Müvekkilin Gaziemir'deki müşterek konut ile Menderes'teki yazlık arasında yaklaşık yarım saatlik mesafe bulunduğu ve yazın yazlıkta zaman geçirmesinin tek başına kusur teşkil etmeyeceğinin kabulüne,
İlk derece mahkemesince taraflarca ileri sürülmeyen veya dosya kapsamında somutlaştırılmayan “müvekkilin yazlıkta uzun süre kaldığı” yönündeki değerlendirmelerin hükme esas alınmamasına,
Yetki itirazımızın, dosyanın usulî aşaması ve yasal düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilmesine,
Davacının “****” soyadını kullanmaya devam etmesine ilişkin hükmün kaldırılmasına ve bu talebin reddine,
İlk derece mahkemesince müvekkil aleyhine hükmedilen yargılama giderlerinin kaldırılmasına,
İstinaf yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine,
Gerek görülmesi halinde duruşmada tarafların ve delillerin değerlendirilmesine,
karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz.21.09.2026
Davalı ************* Vekili
Av. Gizem Gül Uzun

