TRABZON BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
2. CEZA DAİRESİ’NE
Gönderilmek Üzere
TRABZON BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
CEZA DAİRESİ’NE
DOSYA NO : 2025/**** Esas
KARAR NO : 2026/**** Karar
İTİRAZ EDEN
MAĞDUR : *****************
VEKİLİ : Av. GİZEM GÜL UZUN
SANIK : ***************
SUÇ : Taksirle Ölüme ve Yaralanmaya Neden Olma
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Kalkandere Asliye Ceza Mahkemesi
ESAS/KARAR : 2024/*** Esas – 2025/*** Karar
KONU : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin
28/09/2026 tarihli, 2025/**** Esas ve 2026/****
Karar sayılı kararının B bendi ile mağdur vekilinin
istinaf başvurusunun CMK m.279/1-b uyarınca usulden
reddine ilişkin kısmına yönelik itirazlarımızın
sunulması ve anılan kararın kaldırılarak istinaf
başvurumuzun incelenmesine karar verilmesi talebidir.
AÇIKLAMALAR
Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 28/09/2026 tarihli, 2025/**** Esas ve 2026/**** Karar sayılı ilamı ile;
“Mağdur ******************** vekili Av. Gizem Gül Uzun istinaf talebinde bulunmuş ise de; ilk derece mahkemesinin 2. celsesinde ‘sanıktan şikayetçi değilim’ şeklinde beyan ettiği anlaşıldığından, katılan sıfatı olmayan mağdurun vekilinin hükmü istinaf hakkı bulunmadığından istinaf başvurusunun CMK’nun 279/1-b maddesi gereğince USULDEN REDDİNE”
şeklinde karar verilmiştir.
İşbu kararın B bendi usul ve yasaya aykırı olup, aşağıda açıklanan nedenlerle kaldırılması gerekmektedir.
ÖNCELİKLE, İLK DERECE MAHKEMESİNDE MAĞDUR VEKİLİ TARAFINDAN AÇIKÇA KATILMA TALEBİNDE BULUNULMUŞ, ANCAK BU TALEP HAKKINDA HİÇBİR KARAR VERİLMEMİŞTİR.
Kalkandere Asliye Ceza Mahkemesinin 26/12/2024 tarihli 2. celse duruşma tutanağında açıkça;
“Mağdur vekilinin katılma talepli 2 sayfadan oluşan beyan dilekçesi sunmuş olduğu görüldü.”
şeklinde tespit bulunmaktadır.
Dolayısıyla somut dosyada mağdur tarafça kamu davasına katılma iradesi ilk derece mahkemesinde açık ve usulüne uygun biçimde ortaya konulmuştur.
Nitekim 5271 sayılı CMK'nın 238/1. maddesi uyarınca katılma, kamu davasının açılmasından sonra mahkemeye dilekçe verilmesi suretiyle gerçekleştirilebilmektedir.
Tarafımızca sunulan katılma talepli dilekçe de tam olarak bu amaca yöneliktir.
Bununla birlikte, anılan katılma talebi hakkında ilk derece mahkemesince ne “katılma talebinin kabulüne” ne de “katılma talebinin reddine” ilişkin herhangi bir ara karar kurulmuştur.
Dolayısıyla ortada ilk derece mahkemesince karara bağlanmış bir katılma talebi değil, açıkça ileri sürülmüş ve fakat karara bağlanmamış bir katılma talebi bulunmaktadır.
CMK'NIN 237/2. MADDESİ, SOMUT OLAYI AÇIKÇA DÜZENLEMEKTEDİR.
5271 sayılı CMK'nın 237/2. maddesinde;
“Kanun yolu muhakemesinde davaya katılma isteğinde bulunulamaz. Ancak, ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp reddolunan veya karara bağlanmayan katılma istekleri, kanun yolu başvurusunda açıkça belirtilmişse incelenip karara bağlanır.”
hükmüne yer verilmiştir.
Keza CMK'nın 260/1. maddesinde de;
“Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır.”
düzenlemesi bulunmaktadır.
Dolayısıyla kanun koyucu, ilk derece mahkemesinde katılma talebinin ileri sürülmesine rağmen bu talep hakkında herhangi bir karar verilmemesi hâlinde, ilgili kişinin kanun yoluna başvuru hakkını özellikle korumuştur.
Somut olayda da tam olarak bu durum söz konusudur.
Tarafımızca ilk derece mahkemesinde katılma talepli dilekçe sunulmuş, ancak mahkemece bu talep hakkında herhangi bir karar verilmemiştir.
Bu nedenle CMK m.237/2 ve m.260/1 hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, mağdur vekilinin kanun yoluna başvuru hakkının bulunduğunun kabulü gerekir.
MAĞDURUN DURUŞMADAKİ “SANIKTAN ŞİKÂYETÇİ DEĞİLİM” ŞEKLİNDEKİ BEYANI, KATILMA TALEPLİ DİLEKÇENİN HUKUKİ AKIBETİNİ KENDİLİĞİNDEN ORTADAN KALDIRAN AÇIK BİR KATILMADAN VAZGEÇME BEYANI OLARAK KABUL EDİLEMEZ.
Duruşma tutanağında mağdur ***************'ın;
“... ben kendisinden şikayetçi değilim”
şeklinde beyanda bulunduğu doğrudur.
Ancak mağdurun bu beyanının hukuki kapsamının somut olayın tüm özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Zira aynı duruşma tutanağında, mağdur vekili tarafından daha önce sunulmuş bulunan “katılma talepli” dilekçenin dosyaya sunulduğu açıkça kayıt altına alınmıştır.
Buna rağmen mağdura;
“Vekiliniz tarafından sunulan katılma talepli dilekçedeki katılma talebinden vazgeçiyor musunuz?”
veya
“Davaya katılmak istemiyor musunuz?”
şeklinde açık ve tereddüde yer bırakmayacak herhangi bir soru yöneltilmemiştir.
Mağdurun “vekil istemiyorum” şeklindeki beyanı ile “davaya katılma talebinden vazgeçiyorum” şeklindeki hukuki irade birbirinden farklıdır.
Nitekim tutanakta mağdurun;
“Vekil istemiyorum, beyanım hazırdır, beyanımı bizzat ve derhal yapacağım”
şeklindeki ifadesi bulunmaktadır.
Bu beyanın, vekili tarafından daha önce dosyaya sunulan katılma talepli dilekçenin geri alınması veya katılma hakkından açıkça vazgeçilmesi şeklinde yorumlanması mümkün değildir.
Bir başka ifadeyle, mağdurun vekil istemediğini belirtmesi, daha önce vekili tarafından usulüne uygun şekilde sunulmuş katılma talebinden açıkça ve tereddütsüz şekilde vazgeçtiği anlamına gelmez.
“ŞİKÂYETÇİ DEĞİLİM” BEYANI İLE “DAVAYA KATILMAKTAN VAZGEÇİYORUM” BEYANI AYNI HUKUKİ İÇERİĞE SAHİP DEĞİLDİR.
Katılma kurumu ile şikâyet kurumu birbirinden farklı hukuki müesseselerdir.
Somut olayda isnat edilen suç taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma suçudur ve kamu davası niteliğindedir.
Mağdurun “sanıktan şikâyetçi değilim” şeklindeki beyanı, sanığın cezalandırılmasını istemediğine ilişkin iradesini ortaya koyabilir.
Ancak bu beyanın, ayrıca ve açıkça;
“Davaya katılmak istemiyorum.”
“Katılma talebimden vazgeçiyorum.”
“Vekilim tarafından sunulan katılma talebini geri alıyorum.”
şeklinde ortaya konulmaması karşısında, ilk derece mahkemesinde usulüne uygun şekilde ileri sürülmüş katılma talebinin kendiliğinden hükümsüz hâle geldiğinin kabulü mümkün değildir.
Özellikle somut olayda mağdur vekili tarafından sunulan katılma talepli dilekçenin varlığı mahkeme tutanağında açıkça kayıt altına alınmışken, bu talebin akıbetinin ayrıca belirlenmesi zorunludur.
KALDI Kİ, İLK DERECE MAHKEMESİ KATILMA TALEBİ HAKKINDA HİÇBİR KARAR VERMEMİŞTİR.
Somut dosyanın en önemli usulî eksikliği budur.
CMK m.238/3 uyarınca, katılma isteminin uygun olup olmadığı hususunda karar verilmesi gerekir.
Oysa 26/12/2024 tarihli duruşma tutanağında katılma talepli dilekçenin sunulduğunun tespit edilmesinden sonra, bu talebin kabul veya reddine ilişkin herhangi bir ara karar bulunmamaktadır.
Bu nedenle ilk derece mahkemesince katılma talebinin hukuki akıbeti belirlenmemiştir.
Buna rağmen Bölge Adliye Mahkemesince doğrudan;
“katılan sıfatı olmayan mağdurun vekilinin hükmü istinaf hakkı bulunmadığı”
sonucuna ulaşılması, CMK m.237/2 ve m.260/1 hükümlerinin somut olay bakımından uygulanmaması sonucunu doğurmuştur.
Başka bir anlatımla, ilk derece mahkemesinin karara bağlamadığı bir katılma talebi, kanun koyucunun açık düzenlemesine rağmen yok sayılmıştır.
MAĞDUR *********************** OLAYIN DOĞRUDAN ZARAR GÖRENİDİR.
Dosya kapsamına göre **********************, olay nedeniyle mağdur sıfatıyla dinlenmiştir.
Duruşma tutanağında da kendisine CMK'nın 234 ve 237. maddeleri kapsamında;
vekil seçme hakkı,
davaya katılma hakkı,
lehine olan hususları ve delilleri ileri sürme hakkı,
tanık gösterme hakkı,
kanun yollarına başvurma hakkı
açıkça bildirilmiştir.
Dolayısıyla **************'ın CMK m.237 kapsamında kamu davasına katılma hakkına sahip olduğu tartışmasızdır.
Daha önemlisi, mağdur vekili tarafından bu hak fiilen kullanılmış ve ilk derece mahkemesine katılma talepli dilekçe sunulmuştur.
Bu nedenle CMK m.260/1 kapsamında kanun yoluna başvuru hakkının bulunduğunun kabulü gerekir.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNCE ÖNCELİKLE KATILMA TALEBİNİN HUKUKİ DURUMU DEĞERLENDİRİLMELİDİR.
CMK m.237/2'nin açık düzenlemesi karşısında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmesine rağmen karara bağlanmayan katılma talebinin kanun yolu aşamasında incelenmesi mümkündür.
Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesince yapılması gereken inceleme;
“Mağdur katılan sıfatını kazanmış mıdır?”
sorusu ile sınırlı olmamalı; öncelikle;
“İlk derece mahkemesinde mağdur tarafından/mağdur vekili tarafından katılma talebi ileri sürülmüş müdür ve bu talep hakkında karar verilmiş midir?”
sorusunun cevaplandırılması olmalıdır.
Somut dosyada bu sorunun cevabı açıktır:
Katılma talebi ileri sürülmüştür.
Ve bu talep hakkında ilk derece mahkemesince karar verilmemiştir.
Bu durumda CMK m.237/2'nin uygulanması ve katılma talebinin kanun yolu aşamasında incelenmesi gerekmektedir.
MAĞDURUN ŞİKÂYETÇİ OLMADIĞINA İLİŞKİN BEYANININ KANUN YOLUNA BAŞVURU HAKKINA ETKİSİ AYRICA VE AÇIKÇA DEĞERLENDİRİLMELİDİR.
Elbette mağdurun “sanıktan şikâyetçi değilim” şeklindeki beyanı dosya kapsamında dikkate alınmalıdır.
Ancak bu beyanın hukuki sonuçlarının, katılma talebi bakımından ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Mağdurun söz konusu beyanının açık bir katılmadan vazgeçme iradesi olarak kabul edilmesi hâlinde dahi, bu hususun ilk derece mahkemesince açık bir şekilde tespit edilmesi ve katılma talepli dilekçenin hukuki akıbetinin karara bağlanması gerekirdi.
İlk derece mahkemesi bu konuda herhangi bir karar vermemiştir.
Buna karşılık Bölge Adliye Mahkemesi, bu usulî eksikliği gidermeden doğrudan mağdurun katılan sıfatının bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır.
Bu yaklaşım, CMK m.237/2'nin “karara bağlanmayan katılma istekleri” bakımından öngördüğü kanun yolu güvencesi ile bağdaşmamaktadır.
SONUÇ OLARAK, BAM 1. CEZA DAİRESİNİN B BENDİNE İLİŞKİN KARARI CMK M.237/2 VE M.260/1 HÜKÜMLERİNE AYKIRIDIR.
İlk derece mahkemesinde katılma talepli dilekçe sunulduğu sabittir.
Bu dilekçenin sunulduğu duruşma tutanağına açıkça geçirilmiştir.
Ancak katılma talebi hakkında kabul veya ret yönünde herhangi bir karar verilmemiştir.
Bu nedenle CMK m.260/1 uyarınca kanun yoluna başvuru hakkı bulunan ve CMK m.237/2 uyarınca katılma talebinin kanun yolu aşamasında incelenmesini talep edebilecek durumda olan mağdur vekilinin istinaf başvurusunun sırf “katılan sıfatının bulunmadığı” gerekçesiyle CMK m.279/1-b uyarınca usulden reddedilmesi hukuka aykırıdır.
Kaldı ki CMK m.237/2 hükmü, ilk derece mahkemesinde karara bağlanmayan katılma taleplerinin kanun yolu merciince incelenmesini açıkça öngörmektedir.
Bu nedenle itirazımızın kabulü gerekmektedir.
HUKUKİ NEDENLER : 5271 sayılı CMK m. 234, 237, 238, 260, 261, 264, 279 ve ilgili sair mevzuat.
DELİLLER :
Kalkandere Asliye Ceza Mahkemesinin 2024/*** Esas sayılı dosyası,
26/12/2024 tarihli 2. celse duruşma tutanağı,
Mağdur vekili tarafından sunulan katılma talepli dilekçe,
Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 28/09/2026 tarihli 2025/**** Esas, 2026/**** Karar sayılı ilamı,
dosya kapsamındaki sair deliller.
SONUÇ VE İSTEM :
Yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle;
Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 28/09/2026 tarihli, 2025/**** Esas ve 2026/**** Karar sayılı kararının, mağdur *********** vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun CMK m.279/1-b uyarınca USULDEN REDDİNE ilişkin B BENDİNİN KALDIRILMASINA,
İlk derece mahkemesinde mağdur vekili tarafından sunulan katılma talepli dilekçenin ve bu talebin ilk derece mahkemesince karara bağlanmamış olmasının CMK m.237/2 ve m.260/1 kapsamında değerlendirilmesine,
Mağdur Lütfi Aplan'ın katılma talebi ve kanun yoluna başvuru hakkı yönünden değerlendirme yapılarak istinaf başvurumuzun ESASTAN İNCELENMESİNE,
İtirazımızın kabulü ile dosyanın bu doğrultuda işlem yapılmak üzere ilgili Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine gönderilmesine,
karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz.2.10.2026
İTİRAZ EDEN
MAĞDUR *************** VEKİLİ
Av. GİZEM GÜL UZUN

