EDREMİT 9.ASLİYE CEZA MAHKEMESİNE
DOSYA NO : 2026/*** E.
MÜŞTEKİ : *************
SANIK : ************
MÜDAFİİ : Av. Gizem Gül Uzun
KONU : Savunma dilekçemizin ibrazı hk.
AÇIKLAMALAR :
Müvekkil hakkında düzenlenen iddianamede, TCK 86/2 ve 86/3-a kapsamında “eşe karşı kasten basit yaralama” suçunu işlediği iddia edilerek cezalandırılması talep edilmiştir. Söz konusu isnat hukuki ve fiili açıdan kabul edilebilir nitelikte değildir.
OLAY ANI VE KASTIN BULUNMAMASI
Olay, taraflar arasında evlilik birliği içerisinde meydana gelen ani bir tartışma sırasında gelişmiştir. Müvekkilin müştekiyi yaralama kastı bulunmamaktadır. Meydana gelen fiziksel temas, tartışma esnasında yaşanan ani gelişmelerin sonucu olup, kasten yaralama suçunun unsurlarını taşımamaktadır.
Ceza sorumluluğu için gerekli olan “kast” unsuru somut olayda oluşmamıştır.
OLAYIN KARŞILIKLI TARTIŞMA NİTELİĞİ
Dosya kapsamından da anlaşılacağı üzere olay, tek taraflı bir saldırı niteliğinde olmayıp taraflar arasında başlayan sözlü tartışmanın devamında gerçekleşmiştir. Olayın oluş şekli değerlendirildiğinde, haksız tahrik hükümlerinin değerlendirilmesi zorunludur.
Bu nedenle, mahkemenizce TCK 29 kapsamında haksız tahrik indirimi uygulanması gerekmektedir.
DELİLLERİN YETERSİZLİĞİ
İddia;
Müşteki beyanı
Kolluk tutanağı
Basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte adli rapor
üzerine kurulmuştur.
Dosyada olayı doğrudan doğrulayan tarafsız tanık beyanı veya objektif delil bulunmamaktadır. DARP RAPORU, TEK BAŞINA DELİL NİTELİĞİNE HAİZ DEĞİLDİR. DARP RAPORUNUN BAŞKACA DELİLLER İLE DESTEKLENMESİ GEREKMEKTEDİR.
Ceza yargılamasının temel ilkesi olan “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereğince, yalnızca soyut beyanla mahkûmiyet kurulması mümkün değildir.
ADLİ RAPORUN TEK BAŞINA SUÇ İSPATINA YETERLİ OLMAMASI
Müştekiye ait adli rapor yalnızca yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğunu ortaya koymaktadır. Ancak bu durum tek başına kasten yaralama suçunun unsurlarını ispatlamaya yeterli değildir.
Yaralanmanın varlığı, failin kastını otomatik olarak ortaya koymaz.
OLAYIN NASIL MEYDANA GELDİĞİ KONUSUNDAKİ BEYANLARIMIZ;
Müvekkil, müştekinin istediği şeyleri almış ve eve dönmüştür. Ancak tarafların dört gün boyunca araları limoni olmuştur. Zira müşteki, müvekkile ''sen adam değilsin, sen pisliğin tekisin, köpek'' diyerek hakaret etmiştir. Müvekkil, o gün beş milyarlık masraf etmiştir.
Müvekkil, eve yaklaştığında dışarıda işi olmasından ötürü şemsiye istemiştir. Müşteki, müvekkile bütün eşyaları ben taşıyamam demiştir. Müvekkil de cevaben ''çocuk arabasını al, ben çocuk arabasına yüklerim, asansöre kadar yardımcı olurum'' demiştir. Ancak müşteki, müvekkil geldiği zaman şemsiyeyi aşağı getirmemiştir.
Müvekkil, müştekiye ''şemsiyeyi neden getirmedin'' diye sorduğu zaman müşteki, cevaben ''İŞİNİN ADI NE KÖPEĞİN AYAĞI MI ESKİR, BEN BİLEREK GETİRMEDİM, EŞYALARI SEN YUKARI ÇIKART'' demiştir. Müvekkil, sessizce eşyaları yukarı kadar çıkarmıştır. Giderken müvekkil sustuğu için müşteki, müvekkile ''SUSMA BENİMLE TARTIŞ'' demiş ve dört gümlük tartışmayı uzatmıştır.
Taraflar, asansöre bindikleri zaman müvekkil, müştekiye ''erkeklik gururumu incitme, benimle böyle konuşma, senin karşında kocan var'' demiştir. Daha sonrasında müşteki, asansörde el kol hareketi yaparak müvekkili kışkırtmıştır. Müşteki, asansörde müvekkile vurmuştur. Müvekkil de kendisini korumak için müştekiyi itmiştir. Asansör kapısı açılınca müşteki, hızla müvekkile vurmaya gelmiş ve müvekkil de darp edilmemek için müştekinin elinden tutmuştur.
Ardından müvekkil, çocuğu alarak eve götürmüştür. Müvekkil, çocuğun ayakkabısını ve montunu çıkarmış, salona koymuştur. Sonrasında müvekkil, şemsiyesini almış ve evden ayrılmıştır.
Müvekkil, çarşıdaki işleri bitirip eve dönerken müştekinin babası müvekkili aramış ve müvekkile ''sen şerefsiz misin, benim kızımı neden itiyorsun, köpek, senin gelirsem canını alırım, benim kızıma dokunamazsın bile'' demiştir. Müvekkil de cevaben ''senin kızın bana hakaret etti, senin kızın bana vurdu'' demiştir. Müştekinin babası tekrardan müvekkile ''git kızımın gönlünü al, ne bok yiyorsan ye, eve gidince beni ara'' demiştir.
Müvekkil, eve tekrar döndüğü zaman müştekinin, arkadaşları olan Fatmanur, İpek ve Elif'i eve davet ettiğini görmüştür. Müvekkil, eve girdiği zaman müştekinin arkadaşları müvekkile ''sen adam mısın, sen karının lafından çıkmaman lazım, bütün altınlar Yıldız'ın, isterse hepsini alır, seni donsuz bırakır'' demişlerdir.
Müvekkil, ağzını açmamış ve cekedini almış ve evden çıkmıştır. Sonrasında müvekkil, polis tarafından aranmıştır. Polis, müvekkili ifadeye çağırmıştır. Müvekkil, ifadede müştekinin yalan yere darp raporu aldığını öğrenmiştir. Yine müvekkil, müştekinin kendisi aleyhinde uzaklaştırma kararı aldığını da öğrenmiştir.
03.04.2026 tarihinde müvekkil, tüm bunları fırsat bilerek evdeki bütün ziynetleri, altınları ve 100 bin lira nakit paranın alınmış olduğunu görmüştür. (evde 150 gram altın vardı)
DAVA AÇMA HAKKIMIZI SAKLI TUTARIZ.
ASANSÖRÜN KAMERA KAYDINDA MÜVEKKİLİN MÜŞTEKİYİ DARP ETMEDİĞİ AŞİKAR ŞEKİLDE BELLİDİR.
Konu ile ilgili dosyada yer alan görüntü inceleme tutanağında ''inceleme yapılan görüntünün 36 saniye olduğu ve ses kaydının olmadığı, müşteki ve şüphelinin birlikte asansöre bindikleri, hareketlerden şahıslar arasında tartışma yaşandığı, bir süre sonra şüphelinin müştekinin sol omuz kısmından tutarak asansörün yan cephesine doğru sert bir biçimde itekleyerek yasladığı ve sonra bıraktığı, müştekinin de şüpheliye elini kaldırdığı ancak şüphelinin eli tutarak müştekiyi asansörden çıkardığı görülmüş, şahıslar arasında başkaca bir eylem yaşanmamıştır'' denilmiştir.
İddianamede ise ''Olay günü evli olan taraflar arasında tartışma başladığı, tartışmanın devamında şüphelinin müştekiyi ittirdiği ve müştekinin kafasının asansöre çaptığı, şüphelinin daha sonra elleriyle müştekinin çene ve boyun kısmına da vurduğu, şüphelinin bu şekilde müştekiyi darp ettiği, müşteki hakkında Edremit Devlet Hastanesince 02/04/2026 tarihinde düzenlenen doktor raporunda yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilir ölçüde olduğunun tespit edildiği, doktor raporunun müştekinin yaralanmasına ilişkin beyanlarıyla örtüşmesi nedeniyle şüphelinin müştekiyi yaraladığı kanaatine varıldığı,'' denilmiştir.
İDDİANAME İLE GÖRÜNTÜ İNCELEME TUTANAĞI UYUMLU DEĞİLDİR, İDDİANAME İLE GÖRÜNTÜ İNCELEME TUTANAĞI ARASINDA ÇELİŞKİ BULUNMAKTADIR. GÖRÜNTÜ İNCELEME TUTANAĞINDA ''şüphelinin müştekinin sol omuz kısmından tutarak asansörün yan cephesine doğru sert bir biçimde itekleyerek yasladığı ve sonra bıraktığı'' DENİLMİŞTİR. İDDİANAMEDE İSE ''şüphelinin müştekiyi ittirdiği ve müştekinin kafasının asansöre çaptığı, şüphelinin daha sonra elleriyle müştekinin çene ve boyun kısmına da vurduğu, şüphelinin bu şekilde müştekiyi darp ettiği'' DENİLMİŞTİR. Görüntü inceleme tutanağı ile iddianamede yazanlar birbirinden farklıdır. İTMEK, VURMAK VEYAHUT DARP ETMEK DEĞİLDİR. Müvekkil, kendini korumak için müştekiyi sadece ve sadece itmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
Yukarıda arz edilen nedenlerle;
Müvekkilin üzerine atılı suçun yasal unsurları oluşmamıştır,
Kast unsuru bulunmamaktadır,
Deliller mahkûmiyet için yeterli değildir,
En azından haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
Kısaca, müvekkilin eylemi darp değil, İTME/UZAKLAŞTIRMA niteliğindedir. Kaldı ki müşteki de fiziksel harekette bulunmuştur. Olay karşılıklı tartışma arbede şeklinde gerçekleşmiştir. Kamera kaydı, İDDİANAMEDEKİ ÇENE VE BOYNA VURMA İDDİASINI DOĞRULAMAMAKTADIR. İDDİANAME İLE GÖRÜNTÜ İNCELEME TUTANAĞI ARASINDA ÇELİŞKİ BULUNMAKTADIR. ŞÜPHEDEN SANIK YARARLANIR İLKESİ GEREĞİNCE MAHKUMİYET HÜKMÜ KURULAMAZ.
SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerden ötürü müvekkil lehine öncelikle BERAAT kararı verilmesini, Sayın Mahkeme aksi kanaatte olur ise lehe olan hükümlerin uygulanmasını talep ederiz. 16.06.2026
AV.GİZEM GÜL UZUN

